HABERLER

Bilinen Marka Olmak

Bilinen Marka Olmak; ilk olarak Paris Sözleşmesi ile ortaya çıkmış olup, Türkiye’de ise son birkaç senedir önemle üzerinde durulan bir kavram halini almıştır.

Paris Sözleşmesinin La Haye’de kabul edilen 6’ncı maddesinde “Birlik ülkeleri, tescilin talep edildiği ülkenin yetkili makamları tarafından söz konusu ülkede bu anlaşmadan yararlanacağı kabul olunan bir şahsa ait olduğu aynı veya benzer ürünlerde kullanıldığı herkes tarafından bilindiği mütalaa edilen bir markanın karışıklığa meydan verebilecek surette örneğini, taklidini veya tercümesini yapan bir fabrika veya ticaret markasının tescilini gerek mevzuatı müsait olduğu taktirde doğrudan doğruya gerekse ilgilinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılmayı taahhüt eder” hükmü yer almıştır. Bu hükme göre kendi ülkesinde tanınmış olan bir marka, başka bir ülkede kullanılmasa bile biliniyor ise başkaları adına “aynı veya benzer ürünler” için tescil edilemeyecektir.

Bilinen Marka Olmak, kendisini taklitlerine ve benzerlerine karşı her sektörde korumaktadır. Ancak şu konuya da değinmek gerekir ki; tanınmış markadan söz edildiği anda niteliksel ve niceliksel olarak belli bir hizmet kalitesini, markanın değerini ve markanın sahibini hatırlatması gerekmektedir. Örneğin COCA-COLA denilince Afrika’daki bir kişide akla ilk gelen imge ne ise Amerika’da da akla ilk gelen imge aynıdır. Örneğin kahve alırken farketmeden NESCAFE, ped alırken ORKİD, kağıt mendil isterken SELPAK diyorsanız, deterjan istediğinizde MİNTAX ve margarin almaya gittiğinizde satıcıya SANA almak istiyorum diyorsanız; bu markalar birer tanınmış markadır ve artık temsil ettikleri ürün grubu için tanıtıcı hale gelmişlerdir.

Bilinen Marka’nın aynısının veya bir benzerinin, tescilli olduğu sınıf ya da sınıflar dışında da tescil edilmesi mümkün değildir. Örneğin FERRARİ kelimesini, üzerinde şaha kalkmış bir at bulunan çikolatalar üretmek üzere kendi adınıza tescil ettiremezsiniz. Bunun gerçekten kötü niyetli bir hareket olmasının nedeni, marka sahibinin seneler boyunca markayı tanıtmak için harcadığı emek ve sermayeyi de çalmak anlamına gelmesindendir. Böyle bir durumda, 556 sayılı KHK ve Paris Sözleşmesi uyarınca da Türk Patent Enstitüsü’nün söz konusu markanın tesciline izin vermeyeceği açıktır.

Tanınmış marka ürünün kalitesi ile belli bir hayat tarzını ve bununla birlikte sosyal bir katmanı da pazarlar.

Tunart Reklam çözüm ortağı Cadde Patent ile birlikte haksız rekabetle mücadele, taklitçiliğin önlenmesi ve markaların saygınlığının korunması amacıyla çıktığı yolda, Marka Patent tasarımı, endüstriyel tasarım ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakları konularında yurtiçinde ve yurtdışında binlerce müvekkiline vekillik ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir